Türk bilim insanı katarakt tedavisinde kullanılacak yeni yöntem geliştirdi

En çok ilerleyen yaş ve maruz kalınan güneş ışınlarının etkisiyle ortaya çıkan katarakt dünyadaki körlük ve görme bozukluğunun önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Tedavisi ameliyat olan bu hastalığın önlenmesi ve tedavisi için çalışan uzmanlar, yeni yöntemler geliştirmeye devam ediyor. Bu uzmanlardan biri olan İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rıfat Rasier, yıllar önce göz içine takılmış tek odaklı lenslerin çok odaklı hale dönüştürülmesini sağlayan yeni bir yöntem geliştirdi. Bu yeni yöntem hakkında bilgi veren Prof. Dr. Rasier, kataraktın nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleriyle ilgili açıklamalarda bulundu.

 

Dünyadaki en yaygın görme azalmasının ve görme kayıplarının sebeplerinden biri de katarakt. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre katarakt, yüzde 51 ile dünyadaki körlük ve görme bozukluğunun önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Bu yaygın hastalık için uzmanlar yeni yöntemler geliştirmeye devam ediyor. Bu uzmanlardan biri olan İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rıfat Rasier, yıllar önce göz içine takılmış tek odaklı lenslerin çok odaklı hale dönüştürülmesini sağlayan bir yöntem geliştirdi. Prof. Dr. Rasier, katarakt ameliyatında kullanılan tek odaklı lensleri, uyguladığı yeni bir lazer yöntemiyle çok odaklı hale getirdi. Yöntem dünyanın göz alanında en saygın bilimsel derneklerinden ESCRS’de en iyi proje ödülünü aldı. Bu yeni yöntem hakkında bilgi veren Prof. Dr. Rasier, kataraktın nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleriyle ilgili de açıklamalarda bulundu.

 

Kataraktı olan kişinin göz bebeğinde beyaz bir görüntü fark edilebilir

İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rıfat Rasier kataraktla ilgili şu bilgileri verdi: “Katarakt dünyadaki en yaygın görme azalması sebebidir. Görüntünün oluşması için önce ışığın kornea dediğimiz gözün en öndeki saydam tabakasından geçmesi gerekir. Daha sonra bu ışık diğer bir saydam doku olan gözdeki lensten geçer ve retinaya ulaşır.  Lens şeffaf, her iki tarafı bombeli bir yapıdır. Göze gelen ışığın kırılıp görüntünün görme merkezine odaklanmasını sağlar. Lens hayat boyu saydam olması gerekir, herhangi bir dönemde saydamlığını yitirirse bu duruma katarakt adı verilir. Işığın retinaya ulaşmasında problem çıkartarak, kontrastı azaltarak kişinin görmesinde zorluk oluşturur. Gözdeki lens saydamlığını yitirerek buzlu cam yapısını alır. Bir insan nasıl buzlu camdan baktığı zaman görüntüyü puslu görür, kataraktı olan kişide de normalde gördüğü görüntü puslu, buzlu, sisli bir hal alır. İleri evrelerde olgunlaşmış bir katarakt kişinin görüntüsünü sadece ışığı fark edeceği bir seviyeye kadar indirebilir. Bu kadar ilerlemiş bir kataraktı olan kişiye bakan kişi göz bebeğinde siyahlık yerini beyaz bir görüntüyü fark edebilir.”

 

Artan yaş ile maruz kalınan güneş ışınları önemli faktörler

Gözdeki lensin saydamlığını yitirmesine yol açabilecek birçok sebebin olduğunu belirten, Rasier sözlerine şöyle devam etti:

“Bunların içinde en önemlisi yaşımızın ilerlemesidir. Yaşımızın ilerlemesiyle birlikte lensin su içeriği azalır ve lens proteinlerinin miktarı artar. Bu durumda lens sertleşir, esnekliği azalır ve sonuç olarak lensin saydamlığı gittikçe azalır. Diğer önemli bir neden artan yaş ile maruz kalınan güneş ışınlarıdır. Güneş gözlüğü takmadan güneşin ultraviyole yani mor ötesi ışınlarına maruz kalan göz aslında bir savunma mekanizması olarak lensini saydam halden buzlu cam haline sokar ki retinaya daha çok zarar verici ışık gelmesin. Çünkü retinaya gelen bu zararlı ışınlar daha ilerde anlatacağımız sarı nokta hastalığına yol açar. Katarakt oluşturan sebeplerden biri de travmadır. Göze dışarıdan künt veya sivri bir cisim çarpması ile göz içindeki lens yer değiştirerek veya hiç yer değiştirmeyerek bulunduğu yerde saydamlığını kaybedebilir. Katarakt oluşmasına yol açabilecek daha nadir görülen sebepler arasında kişinin kortizonlu ilaç kullanması sayılabilir. Kortizonlu ilaç damla şeklinde kullanıldığı zaman katarakta yol açtığı gibi hap şeklinde ağızdan kullanıldığı zamanda katarakt oluşumuna yol açabilmektedir. Kalıtsal metabolik hastalıklar yeni doğan bebeklerde doğuştan olan katarakta sebebiyet verirken erişkinde de şeker hastalığı, tiroid hastalığı gibi birçok sistemik hastalık katarakta yol açabilmektedir. Sistemik hastalıklardan özellikle şeker hastalığında şeker seviyesi normal sınırlarda tutulur ise katarakt gelişimi yavaşlar.”

 

Kataraktın birçok farklı tipi var

Kataraktın birçok farklı tipinin de olduğunu belirten Prof. Dr. Rasier, bunları şöyle sıraladı:

Yaşa bağlı katarakt: Yaş arttıkça lensin su içeriğini kaybetmesi, lensteki protein oranının artması ile ortaya çıkan katarakt tipidir. 40 yaştan sonra her 10 yıllık periyotta yaşa bağlı katarakt gelişme olasılığı iki kat artar. 65 yaş civarı katarakt gelişme olasılığı yüzde 5 iken 75 yaşında bu oran yüzde 50’ye yükselir. Doğumsal katarakt: Yeni doğan bebekler enfeksiyon, doğum sırasında aldıkları darbe veya bebeğin lensinin tam olarak gelişememesi nedeniyle doğuştan katarakt geliştirebilirler. Travmatik (yaralanma) katarakt: Delici veya künt darbeler sonucu gelişen katarakt tipidir. Sistemik bir sebebe bağlı gelişen kataraktlar: Şeker hastalığı, tiroid hastalığı gibi bir hastalığa bağlı gelişen, zehirli bir maddeye maruz kalma sonucu gelişen, ultraviyoleye maruz kalma sonucu gelişen veya kortizon, diüretik gibi ilaçların kullanımı sonucu gelişen katarakt tipidir. Ayrıca sigara kullanımı, hava kirliliği ve fazla alkol tüketimi de katarakt gelişimini hızlandırabilen nedenlerdir.

Kataraktın belirtileri nelerdir

Prof. Dr. Rasier, göz doktorunuzun yaptığı muayene ile görme seviyenizde azalmanın tespit edilmesi, mikroskop ile lens incelendiğinde lensteki opaklaşmanın, saydam kısımların azalmasının görülmesi ile katarakt tanısının konulduğunu belirtiyor. “Kataraktlı lensin saydamlığını yitirmesine bağlı olarak görmeyle ilişkili belirtiler gittikçe daha belirgin hale gelir ve daha fazla rahatsız edici, günlük aktiviteleri engelleyecek duruma doğru ilerler” diyen Rasier kataraktın belirtilerini ise şöyle özetliyor:

Sisli, puslu, sanki buzlu camın arkasından bakıyormuş gibi kirli bir görüntü oluşması Lensteki değişim nedeniyle gözlük numaralarının hızlı bir şekilde değişmesi Renk görmede değişiklikler Katarakt gelişimi ile gözün miyopa kayması ve bu nedenle yakına gözlük ihtiyacının azalması. Genelde katarakt başlamış hastalar yakını daha iyi görmeye başladım diye kendilerini ifade ederler Özellikle gece ışıkların saçılması Gün içinde görüntülerde saçılma Görüntüler üst üste binmiş gibi çift görme 

 

Katarakt tedavisi ameliyattır

Prof. Dr. Rasier, çok odaklı lenslerin kullanımının hastalara katkısını ise şöyle anlattı: 

“Katarakt tedavisi ameliyattır. Eğer kişinin görme seviyesi çok azalmış ise, görme seviyesi kişinin hayat kalitesini etkileyecek duruma geliyorsa veya muayenede lens çok sertleşmiş ise katarakt ameliyatı yapılması gerekir. İlk başta yapılması gereken gözlük numaraları düzeltmesi ile kişini ne seviyede gördüğünün tespitidir. Eğer gözlüğe rağmen görüntü düşük ise saydamlığını yitiren lensin çıkarılması için ameliyat yapılması gerekir. Katarakt ameliyatının adı fakoemülsifikasyon cerrahisidir. Bu ameliyat için ultrason denen ses dalgaları ile saydam olmayan lens parçalanır. Lens çıkarıldıktan sonra göz içine yapay mercek konur. Göz içine konan mercekler günümüz teknolojisinde tek odaklı (sadece yakın veya sadece uzak görüntü) ya da çok odaklı (uzak-orta-yakın görüntü) mercekler olabilir. Çok odaklı merceklerin hastaya yararı uzak görüntüyü bozmadan orta ve yakın görüntü de sağlamasıdır. Böylece bulanık görüntü yapa katarakt ameliyat ile alınırken gözlük kullanma ihtiyacı da ortadan kaldırılmaktadır. Bu tedaviye ihtiyaç duyan insan sayısı 40-42 yaş üstünde yakın gözlük takan herkes bu lense ihtiyaç duyabilir. Fakat çok odaklı lensler uzakta hafif bir kontrast kaybı yarattığı için uzak görmede hiç sıkıntısı olmayanlara tavsiye edilmez.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.